Bilim dünyası, insan ömrünün sınırlarını zorlayan "süper asırlıkların" sırrını çözmek için Brezilya'ya odaklandı. 110 yaşını aşan bireyler üzerinde yapılan kapsamlı araştırma, bu kişilerin sadece uzun yaşamadığını, aynı zamanda modern tıbbın desteği olmadan hastalıklara ve yaşlanmaya karşı genetik bir zırh geliştirdiklerini ortaya koydu.
Brezilya'nın eşsiz genetik çeşitliliği, insan ömrünün biyolojik sırlarını barındıran devasa bir laboratuvara dönüştü. Sao Paulo Üniversitesi'nden Dr. Mayana Zatz ve ekibinin Genomic Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışması, 110 yaşını deviren "süper asırlıkların" (supercentenarians) genetik haritasını mercek altına aldı. Portekizli yerleşimciler, Afrikalılar ve yerli halkların karışımıyla oluşan bu heterojen nüfus, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen "koruyucu gen varyantlarına" ev sahipliği yapıyor. Araştırmacılar, bu genetik zenginliğin modern tıp literatüründe bugüne kadar gözden kaçtığını ve uzun yaşamın anahtarının bu karmaşık DNA yapısında saklı olabileceğini belirtiyor.
Brezilyalı süper asırlıkları diğerlerinden ayıran en çarpıcı özellik, birçoğunun hayatları boyunca modern sağlık hizmetlerine sınırlı erişim sağlamış olmalarına rağmen zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumuş olmaları. Araştırmaya dahil edilen 110 yaşındaki bir kadının, 100 yaşını aşmış üç yeğeniyle birlikte oluşturduğu aile tablosu, uzun yaşamın kuşaklar arası bir "direnç mirası" olduğunu kanıtlıyor. Özellikle 106 yaşındaki bir yeğenin hala yüzme şampiyonalarına katılması, bu bireylerin yaşlanmayı sadece kabullenmeyip, biyolojik olarak ona aktif bir direnç gösterdiklerini sergiliyor.
Süper asırlıkların bağışıklık sistemleri üzerinde yapılan incelemeler, protein geri dönüşüm süreçlerinin genç bir insanınki kadar verimli çalıştığını gösterdi. Bu doğal koruma sistemi, 2020 yılında henüz aşılar ortada yokken üç süper asırlığın COVID-19'u yenmesini sağladı. Milyonlarca genç insanı hayattan koparan virüse karşı 110 yaşın üzerindeki bu bireylerin nasıl bu kadar güçlü antikor üretebildiği sorusu, bilim insanlarını "bağışıklık yaşlanması" kavramını yeniden tanımlamaya itiyor. Onların bağışıklığı zayıflamak yerine, dış tehditlere karşı kendini adapte ederek işlevini korumaya devam ediyor.
Nasıl besleniyorlar?
Dünyanın diğer bölgelerindeki asırlıkların aksine, Brezilyalı deneklerin özel bir diyet uygulamadıkları veya yiyecek kısıtlamasına gitmedikleri gözlemlendi. Bu durum, uzun yaşamda çevresel faktörlerden ziyade genetik ve epigenetik katkıların önemini ön plana çıkarıyor. Brezilya, dünyanın en yaşlı erkekleri listesinde ilk sıralarda yer alan üç kişiye ev sahipliği yapmasıyla da dikkat çekiyor. Araştırma ekibi, bu özel gruptan elde edilen verilerin, gelecekte sadece ömrü uzatmak değil, yaşlılık dönemini daha sağlıklı geçirmek için geliştirilecek "hassas tıp" yöntemlerine ilham vereceğini öngörüyor.